|
Karma felsefesi, insanları bazı olumlu ahlaki özelliklere özendirmektedir
ancak bunun yanında birçok sapkın ve batıl inancı da içermektedir.
Karma'nın temelini oluşturan bu batıl inançların insanlar için
bir kurtuluş yolu olması, insanlara mutlak bir huzur ve güven
getirmesi ise kesinlikle mümkün değildir. Tam aksine bu inançlar
insanı daha karmaşık bir ruh haline, çarpık bir bakış açısına
ve yanlış uygulamalara yöneltmektedir.
Günümüzde insanların büyük bir bölümü, dünya üzerinde
yaşanan kaostan, kargaşadan, kavgalardan, sıkıntılardan, insaniyetsizlikten,
çekişmelerden, samimiyetsizliklerden, bencilliklerden ve yalancılıktan
uzaklaşmanın, huzur, güven ve barış içinde bir hayat kurmanın
yollarını aramaktadır.
Bu amaçla bir arayış içine giren bazı kişiler özledikleri
huzur ve mutluluğu, Hinduizm ve Budizm gibi dinlerde bulabileceklerini
zannederler. Doğu dinlerinin gizemli ve mistik havası, meditasyon
benzeri uygulamaları ve bu dine mensup olan kişilerin tavırlarındaki,
giyimlerindeki, konuşmalarındaki ve ibadet şekillerindeki farklılık
birçok insanın bu dinlerden etkilenmesine neden olmaktadır. Ancak
Hinduizm ve Budizm gibi inançlar, her ne kadar bazı güzel ahlak
mesajları içerseler de, hak din değildirler. Son zamanlarda ülkemizde
de gündeme gelen Karma inancı da, bu batıl dinlerin önemli bir
özelliğidir. Karma felsefesi, insanları bazı olumlu ahlaki özelliklere
özendirmektedir ancak bunun yanında birçok sapkın ve batıl inancı
da içermektedir. Karma'nın temelini oluşturan bu batıl inançların
insanlar için bir kurtuluş yolu olması, insanlara mutlak bir huzur
ve güven getirmesi ise kesinlikle mümkün değildir. Tam aksine
bu inançlar insanı daha karmaşık bir ruh haline, çarpık bir bakış
açısına ve yanlış uygulamalara yöneltmektedir.
Karma
İnancının Temel Özellikleri
Karma inancı hiçbir delile dayanmayan, Allah'ın
vahyettiği bir kutsal kitabı olmayan, yalnızca insanların uydurduğu
fikirlerden oluşan bir felsefedir. Böyle bir felsefeyi bir ortaokul
öğrencisi bile rahatlıkla meydana getirebilir. Hatta bu ve benzeri
çok sayıda felsefe üretebilir. Üstelik böyle bir felsefeyi üretmek
için bir bilgiye ve zamana da ihtiyaç yoktur; yarım saat dahi
böyle bir "dayanaksız inançlar" bütününü o-luşturmak
için yeterlidir. Çünkü Karma felsefesinde herhangi bir akılcılık
iddiası yoktur. Bu durumda delilden yoksun, üstelik mantık dışı
bir felsefeye uymak, onun hayali kurallarını yaşama geçirmeye
çalışmak ne derece mantıklıdır?
İşte bu yazıda kısaca Karma ve benzeri inançlara uymanın ve onlar
doğrultusunda yaşamanın mantıksızlığı, delilleriyle ele alınacaktır.
Karma felsefesinin temel dayanak noktaları, reenkarnasyon (insanların
öldükten sonra tekrar dünyaya geldiklerine olan inanç), dünya
hayatının sonsuz olduğu yanılgısı, ahiret hayatına ve herşeyin
bir kader ile yaratılmış olduğuna iman olmamasıdır. Allah'ın Kuran'da
bize bildirdiği gerçeklere ve inançlara tamamen ters olan bu sapkın
inanışlar, insanların hak olan yoldan sapmalarına neden olan ana
noktalardır.
Reenkarnasyon hiçbir ilahi kaynağa dayanmayan batıl
bir inançtır. Ancak sadece Hint dinlerinde değil, dünyanın her
yerinde reenkarnasyona inanan, daha doğrusu reenkarnasyonun doğru
olmasını isteyen insanlar bulunmaktadır. Bunun nedeni, dine inanmayan,
ahiretin varlığını inkar eden, ölümden sonra yok olmaktan veya
sonsuza kadar cehennemde kalmaktan korkan insanların, reenkarnasyonu,
bu korkularını yenmek için bir çıkar yol olarak görmeleridir.
Çünkü reenkarnasyon inancının temelinde de ölümden korkmamak gerektiği
ve insanın yeniden doğuşlarla arzularına ulaşabileceği yönünde
gerçek dışı bir telkin yatmaktadır.
Oysa Kuran'da ölümün ve dirilişin bir kez olduğu
bildirilmektedir. Her insan dünyada sadece tek bir hayat yaşar,
bu hayatından sonra ölür ve ölümünden sonra tekrar diriltilerek,
dünyada tüm yapıp ettiklerine göre sonsuza kadar cennette veya
cehennemde kalmayı hak eder. Yani insanın bir dünya hayatı, bir
de sonsuza kadar yaşayacağı ahiret hayatı vardır. İnsanların öldükten
sonra dünya hayatına geri dönemeyecekleri Kuran'da şöyle olarak
bildirilmektedir: Yıkıma uğrattığımız bir ülkeye (tekrar dünya
hayatı) imkansız (haram)dır; hiç şüphesiz onlar, (dünyaya) bir
daha geri dönmeyecekler." (Enbiya Suresi, 95)
Sapkın inanç
Hinduizm'e göre insan, her dünyaya gelişinde, bir
önceki hayatındaki yaşamına göre farklı bir kastta doğar. Her
insanın hangi kastta doğacağının ise, bir önceki hayatında yaptıkları
ile belirlendiğine inanılır. Örneğin bu hayatında köle olarak
yaşayan bir insan, eğer iyi davranışlarda bulunursa, Karma iddiasına
göre bir sonraki hayatında bir üst kastta doğacaktır. Bazı Budist
kaynaklarda ise ölüm sonrası hayatla ilgili olarak şu bilgilerin
verildiği görülmektedir:
Yeniden doğum, ister cennette ister cehennemin muhtelif
katmanlarından birinde gerçekleşmiş olsun, söz konusu bu mekanlardaki
var-oluşlar aynen yeryüzündekiler gibi geçicidir, ebedi değildir.
Ferdin bu mekanlardaki kalış süresi, Hinduizm'de olduğu gibi,
onun yeryüzünde iken yaptığı iyilik ve kötülüğün miktarına bağlıdır.
Cennet ve cehennem ve ferdin yeryüzündeki fiillerinin karşılığını
gördüğü geçici varoluş katmanlarından başka bir şey değildir.
(Dr. Ali İhsan Yitik, Hint Kökenli Dinlerde Karma İnancının Tenasüh
İnancıyla İlişkisi, s.130-131)
Çelişkiler ve Mantıksızlıklar
Görüldüğü gibi, Karma'ya göre insanların yaptıklarının
karşılığını bulduğu bir tür cennet ve cehennem inancı vardır.
Ancak, hak bir dine ait olmadığı için bu inançta birçok çelişki
ve mantıksızlık bulunmaktadır. Herşeyden önce, hak dinde bildirildiğinin
aksine, cennet ve cehennemin sonsuz değil, geçici olduğu iddia
edilir. En mantıksız yönü ise, tüm bu sistemin kendiliğinden işlediğine
inanılmasıdır. Yani bu inançta ne dünya hayatını ne de cennet
ve cehennemi yaratan, insanlara yaptıklarının karşılığını veren
bir Yaratıcı'nın varlığı kabul edilmez. Bu, son derece mantıksız
ve kabul edilmesi imkansız bir iddiadır. Bir yaratıcı güç, adaletle
hükmeden, cenneti ve cehennemi yaratmaya güç yetiren yüce bir
kudret olmadan, insanların cennet ve cehenneme gidecekleri iddiası,
akıl ve vicdanla kabul edilemez. Oysa, Allah Kuran'da insanların
kısa bir süre dünyada yaşadıktan sonra, sonsuza kadar "asıl
yurtları" olan ahirette kalacaklarını bildirmektedir. Kuran'da
tarif edildiğine göre asıl geçici olan yer dünya hayatıdır. Her
insan ortalama 50-60 yıllık dünya hayatı boyunca tüm yaptıklarının
karşılığını cennette veya cehennemde alacaktır. Bu gerçek Kuran'da
şöyle bildirilir:
"Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence
türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise,
asıl hayat odur. Bir bilselerdi." (Ankebut Suresi, 64)
Tek Rehber: Kuran
Yeryüzünde birçok fikir, felsefe ve inanış vardır.
Bunların pek çoğu hem birçok batıl ve tehlikeli inanç, düşünce
ve uygulamaya hem de kısmen güzel özelliklere sahiptir. Örneğin
Karma inancı gerçekte birçok sapkın ve batıl inancı içinde barındırmaktadır.
Bir yandan da insanların güzel ahlak içinde yaşamalarını teşvik
edecek bazı özelliklere sahiptir. Ancak, neyin gerçekten iyi ve
neyin gerçekten kötü olduğunu ayırt etmenin tek yolu, Allah'ın
tüm insanlığa tek rehber olarak gönderdiği Kuran'a bakmaktır.
Örneğin bu yazıda Karma'daki reenkarnasyon inancı eleştirilirken,
Kuran ayetleri rehber olarak alınmıştır. Çünkü Allah'ın kitabı
dışındaki kaynaklar insan düşüncesinin ürünleridir ve mutlak doğru
olmaları mümkün değildir. Tek mutlak doğru Allah'ın kitabıdır.
Onun dışında kaynaklara dayanarak bir hayat kuranlar yanılgıya
düşmekten kendilerini uzak tutamazlar. Allah Kuran'ın doğruyu
yanlıştan ayırt eden (Furkan) özelliği ile ilgili olarak bir ayette
şöyle buyurmaktadır:
"Bundan (Kuran'dan) önce (onlar) insanlar için bir
hidayet idiler. Doğruyu yanlıştan ayıran (Furkan)ı da indirdi.
Gerçek şu ki, Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli
bir azab vardır. Allah güçlüdür, intikam alıcıdır." (Al-i İmran
Suresi, 4)
Sonuç
Kuran insanları kurtuluşa götüren, onları ölümden
sonraki sonsuz hayatları için uyaran, doğru yolu gösteren, Allah'ın
rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak isteyenler için rehber
olan tek kitaptır. Ve Kuran'da tebliğ edilen İslam dini, Allah'ın
insanlar için seçtiği tek dindir. Allah bir ayette bu gerçeği
şöyle bildirmektedir:
"Kim İslam'dan başka bir din ararsa asla ondan kabul
edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır." (Al-i İmran Suresi,
85)
Kendilerine yol gösterici olarak Karma inancı gibi
hak olan din dışında kanunlar, kurallar, efsaneler seçenler çok
büyük bir yanılgı içindedirler. Kendileri yaratılmış, hiçbir şeyi
yaratmaya güç yetiremeyen, aciz varlıkların veya insanların, isim
vererek uydurdukları hayali kanunların kendilerine ne dünyada
ne de ahirette bir fayda sağlayamayacağından gaflettedirler. Bu
kavramların sahte birer ilah olduğunu ve insanlar arasında adalet
dağıtmaya, insanları tekrar dirilterek onların yaşamlarını belirlemeye
güçleri olmadığını gözardı etmektedirler. Bu kişiler bilmelidirler
ki, insanların tek yaratıcısı, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'tır.
GÜZEL AHLAKIN YAYILMASININ TEK YOLU: ALLAH'A
YÖNELMEK
Karma gibi inançlarda veya birçok doğu dininde,
hak dinlerden kalan bazı özellikler olduğu açıktır. Ancak bu dinler
zaman içinde gelenek ve göreneklere, atalardan kalma batıl inançların
karıştırılması ile hurafelerle dolu inançlara dönüştürülmüşlerdir.
Bir yandan insanları güzel ahlaka ve barışa çağırırlarken, bir
yandan da ineklere tapılması, ineğe selam verilmesi, farelerin,
maymunların kutsal sayılması gibi birçok akıldışı inancı da barındırmaktadırlar.
Bu nedenle, barış, sevgi, dostluk, huzur gibi güzel
ahlak özelliklerini yaşamak, bunların insanlar arasında yayılmasını
sağlamak isteyen ve bu isteğinde samimi olan herkesin, Allah'a
ve Allah'ın indirdiği, insanlar için yol gösterici olarak seçtiği
Kuran'a yönelmesi gerekir. İnsanların sıkıntı duydukları, düzeltmek
istedikleri herşeyin çözümü Kuran'da bulunmaktadır. Allah her
insanı Kendi seçtiği dine uyduğu takdirde mutlu ve huzurlu olacak
şekilde yaratmıştır. Bunu haber veren bir ayette şöyle buyrulmaktadır:
"Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif)
olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine
yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur.
İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler."
(Rum Suresi, 30)
"İnkâr edenler ise; onların amelleri
dümdüz bir arazideki seraba benzer; susayan onu bir su sanır.
Nihayet ona ulaştığında bir şey bulamaz ve yanında Allah'ı bulur.
(Allah da) Onun hesabını tam olarak verir. Allah, hesabı çok seri
görendir.(Nur Suresi 39 )
|